
Son günlerde şehirde sıkça konuşulan konuların biri de Ovacuma Belediyesinin yeniden açılması konusu. Konu bizim açımızdan tamda ; “Müflis tüccar eski defterler karıştırırmış” kabilinden. Belediye kapanırken ortalıkta gözükmeyenler şimdi yeniden açtırıp koltuğa kurulma derdinde. Ha bu arada; keşke biz yanılsak da, siyaset bir tasarruf uygulasa da, belediye tekrar açılsa. Bunu en az koltuk sevdasıyla bu işi kovalayanlar kadar isteriz. Ama burasının bir muz cumhuriyeti olmadığını da hatırlamak gerek..!
Ovacuma’nın belediye oluş sürecini ve daha sonrasını bugün bu işi kovalayanlardan daha iyi biliriz. Köy, 1999 seçimleri öncesinde belediye oldu ve yapılan ilk seçimlerde DSP adayı kıymetli dostumuz Abdullah Deniz belediye başkanı seçildi. Rahmetli Erol Karan; “Burası benim çocuğum gibi” derdi ve Ovacuma’nın ihtiyaçlarıyla bizzat ilgilenirdi. Seçimlerin ardından hızlı bir yapılanma sürecine girildi. Bakanlıklardan ihtiyaçlar karşılandı, belediye teşkilatı kuruldu ve şirin bir belediye ortaya çıktı. Hatta ben rahmetliye; “Artık yeter, personelden çok iş makinesi oldu, bunları kim kullanacak?” diye takılırdım.
Abdullah başkan 2004’te bir daha seçildi. Ondan sonra, 2 bin nüfusun altında olan beldelerin kapatılması gündeme geldi. Tabi bu risk ile karşı karşıya olan belediyeler önlemlerini aldılar, gerek çevre köyleri referandum ile belediye sınırlarına dâhil ederek, gerekse de nüfus taşıyarak belediyelerini kurtardılar. Onlardan ikisi de Yortan Belediye Başkanı Yılmaz Tiryaki ve Ovacuma Belediye Başkanı Abdullah Deniz idi. Peki sonra mı ne oldu? Ovacumalılar belediyelerini kurtaran Abdullah Deniz’in yerine, belediyelerini kapatma kararı alan partinin adayını seçtiler..!
Peki, konu neden gündeme geldi ve bu tartışmaların nedenleri neler?
2 bin nüfusun altındaki belde belediyelerin kapatılması konusu 2012’de ciddiye binince bu riski taşıyan belediyeler yeniden harekete geçiyor ancak dönemin Ovacuma Belediye Başkanı Recep Coşkun işi biraz ağırdan alıyor ve o sırada belediyede avucumuzdan uçup gidiyor.
Nasıl mı?
Belediyenin eksik nüfusunun tamamlanması için beldeye yakın Dereköy’ün, Ovacuma’nın mahallesi olması için referanduma gidiliyor. O referandumda “Evet” kararı çıkıyor ama karardan önce içlerinde Ovacuma’nın da olduğu 2 binin altında nüfusa sahip belediyeler Bakanlar Kurulu tarafından kapatılıyor. Bunun üzerine bazı kişiler bu kararı Kastamonu Bölge İdare Mahkemesine taşıyor, Dereköy’ün de bağlanmasıyla yeterli nüfusa sahip olduklarını ve o nedenle belediyelerinin açılması gerektiğini savunuyor. Mahkeme kendilerini haklı buluyor. Ancak tabi birde bu ülkede “5393 sayılı Belediye Kanunu” diye bir kanun var…!
Belediye Kanununun 8. Maddesi der ki;
“Belde, köy veya bunların bazı kısımlarının bir başka beldeye katılabilmesi için bu yerlerin meskûn sahalarının katılınacak beldenin meskûn sahasına uzaklığı 5.000 metreden fazla olamaz. Bir belde veya köyün veya bunların bazı kısımlarının meskûn sahasının, komşu bir beldenin meskûn sahası ile birleşmesi veya bu sahalar arasındaki mesafenin 5.000 metrenin altına düşmesi ve buralarda oturan seçmenlerin yarısından bir fazlasının komşu beldeye katılmak için başvurması hâlinde, katılınacak belde sakinlerinin oylarına başvurulmaksızın, katılmak isteyen köy veya belde veya bunların kısımlarında başvuruya ilişkin oylama yapılır. Oylama sonucunun olumlu olması hâlinde başvuruya ait evrak, valilik tarafından katılınacak belediyeye gönderilir. Belediye meclisi evrakın gelişinden itibaren otuz gün içinde başvuru hakkındaki kararını verir. Belediye meclisinin uygun görmesi hâlinde katılım gerçekleşir….”
Anlayacağınız Dereköy’lülerin Ovacuma’ya bağlanma kararı yeterli olmuyor. Bu kararın Ovacuma Belediye Meclisi tarafından da onaylanması gerekiyor. Dereköy’ün “Evet” dediği tarihte Ovacuma Belediyesi resmen ve fiilen kapatıldığı için onların bu kararını onaylayacak bir mecliste doğal olarak yok. Kısacası hayaller Ovacuma Belediyesi, gerçekler ise Ovacuma köyü…!
Birileri konuyu kendine iş edinmiş hedefe ulaşmak için yürüyor, insanlara umut dağıtıyor. Nasıl olsa onlar açısından siyasi ya da idari bir risk yok. Ama bu milletin temsilcileri onlar gibi yapamazlar. Zaten yapmıyorlar da. Konuyu ilgili makamlarla bir süredir istişare ediyorlar ve şuana kadar aldıkları yanıtta yukarıda paylaştığımız maddeye göre; “Belediyenin yeniden açılması pek mümkün gözükmüyor” şeklinde.
Son olarak; “Mahkeme kararı elimize ulaştığında belediyeyi açıyoruz, Haziran’da da seçim olacak” dediği iddia edilen bürokrat dostlarımıza seslenelim; bence bu işlere fazla girmeyin. Çünkü belediyeler artık İçişleri Bakanlığına değil, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına bağlı ve karar mercii de onlar. Bırakın kararı onlar versin. Çünkü iyi olursa onlardan, kötü olursa sizden olur ve sizin başınız ağrır. Ne gerek var?