
Hocanın durumu sıkıntılı. Yoksa Hoca’da sıkıntı olmasa işçiye filan olmayan parayı yağdırır mıydı?
Bakın açık söylüyorum; Hoca parsayı vuramadı. TOST diyecekti, MOST diyecekti, son darbeyi vurup yürüyüp gidecekti. Allah’tan başta amca olmak üzere, şirketi ve hissedarları düşünen insanlar vardı…!
Durum gerçekten çok vahim. İşimiz Allah’a kaldığı için Hoca’da bir ilahiyatçı getirmiş….! İşin Karabük ayağını da bir kanişle yürütüyor…! Ama o kaniş öyle bir kaniştir ki, menfaatleri olduğunda bırakın kayınpederini, babasını bile tanımaz..! Oldukça sevimli ve sempatik olduğu içinde kimse onunla uğraşmaz. Mesela şuanda içinde olduğu teşkilatın başkanına da, vekillerine de ulu orta sövüyor ama koltuğunu da koruyor olabilir. Bunu da takdir etmek ve adama da“Helal olsun” demek lazım…!
Merak ediyorum; her şey bitti de bir tek iş soyadını bile hatırlamadığım Murat’a mı kaldı? Peki, Murat’ın özelliği ne? Karabüklü olması. Yani sıra Uygar’dan sonra Murat’a gelmişti de, o da adam gibi çekip gitti mi?
Oto boka soru önergesi veren, her haltı TBMM kürsüsüne taşıyan muhalefet milletvekili; asıl taşınması gereken iddiaları ve belgeleri neden yüce meclisin gündemine taşımıyor sun? Mesela; bir danışmanın tatilinin otel paralarının ana şirketten, uçak paralarının da yan şirketten ödendiğine dair elden ele dolaşan faturaları neden kürsüye taşımıyor sun? Ya da tüm Karabük’ün bildiği takım elbise ya da pide faturalarını bir tek sen mi bilmiyorsun? Biliyorsun ama konuş muyorsun…! Neden mi? Çünkü senden geçmişte öyle geçindin de ondan….!
Ve ilk kez benden duyacağınız ya da benim yazacağım bir olay. Siyasetin Karabük sorumlusu beyefendiden randevu talep ediyor. İlgili makam; “Konu ne?” diye soruyor. Konunun ilgili şirketteki sıkıntılar olduğu söylenince bizim Hocayı’da orada hazır tutuyorlar. Ama orada yalnızca ikisi yok…! Şehzade takır takır sayıyor, Hoca’nın kafasına göre takıldığını, kimseyi adam yerine koymadığını ve şehrin bundan büyük rahatsızlık duyduğunu anlatıyor. Ne istiyor sunuz? diye soruyorlar; “Seçim ve bu artık gitsin “ talebi iletiliyor. Cevap; “Şimdilik seçim yok, sende Karabük ne isterse vereceksin…!”
Ama ondan önce Hoca’yı birleri arıyor. Telefondaki kendisini tanıtınca sesi soluğu kesiliyor ve; “Benimde sizin desteğinize ihtiyacım var efendim” diyor…!
Ah yavrularım ah; ben size zamanında anlatmadım mı, satır satır yazmadım mı? Aziz Yıldırım’ın Libya’ya yaptığı geminin 20 milyon USD’si nerede diye sormadım mı? Ya da; “Gardaşa yapılacak savaş gemisinin gidişatı neden değişti, biri bunu açıklasın” demedim mi? Biz bunları gündeme getirirken; “Yapma, etme” diyor dunuz…!
Bu millet her sıkıştığı dönemde bir Alparslan çıkartmıştır. Günümüzde de hamdolsun Alparslan takipte ve görev başında…!
Bugün 3 Nisan, isyan ediyor insan. Lanet olsun böyle düzene de, bu düzenin kurulmasına piyonluk eden biz Karabük’lülere de….!